AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy Tarafından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Gerçekleştirdiği Toplantı Sonrasında Yapılan Açıklama

22.01.2014

Brüksel, 21 Ocak 2014

Başbakan Erdoğan’ı bugün Brüksel’de karşılamaktan ve geçen Mayıs ayında Ankara’ya gerçekleştirdiğim verimli ziyaret esnasında bana gösterdiği misafirperverliği iade etme imkânına sahip olmaktan memnuniyet duyuyorum. Başbakan Erdoğan’la gerçekleştirdiğim ikili toplantıda Avrupa Birliği ve Türkiye’deki siyasi ve ekonomik durumu, katılım sürecini, Kıbrıs konusunu ve uluslararası meselelerde ve ortak komşu bölgemizde işbirliğimizi ele aldık. Ortak menfaatlere ve kapsamlı bir ekonomik işbirliğine sahip olan Türkiye ve Avrupa Birliği’nin halkları arasında da derin ilişkiler mevcuttur. İşte bu sebepten dolayı Türkiye ve Avrupa Birliği arasında, siyasi açıdan en üst seviyede düzenli görüşmelerin gerçekleştirilmesini önemsiyorum. Geçtiğimiz yılın sonunda ilerleme kaydettik. Üç yılı aşkın bir süre zarfında ilk faslı açtık ve geri kabul anlaşmasını imzaladık. Tüm bunlar bizim ilerleme noktasındaki irademizi ortaya koymaktadır. Şimdi bu ivmeyi koruyarak daha fazla ilerleme için çalışmamız gerekmektedir. Bu çerçevede, geri kabul anlaşmasının süratle onaylanmasını ve vize serbestisi konusundaki yol haritasında ilerleme kaydetmemizi temenni ediyorum.

2013 yılında Türkiye’de reformlar alanında ilerlemeler kaydedildi. Türkiye’yi reformları pekiştirme ve uygulama, ayrıca Eylül ayında ilan edilen demokratikleşme paketini tamamlama konusunda teşvik ettim. Türkiye’de katılım müzakerelerinde ilerleme ile siyasi reformlarda ilerleme kaydedilmesi bir elmanın iki yarısı gibidir. Avrupa Birliği, Türkiye’de reformların referans noktası olmaya devam etmelidir.

Görüşmelerimizde 17 Aralık’tan bu yana Türkiye’de meydana gelen gelişmeleri de ele aldık. Bir aday ülke olarak Türkiye’nin, hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığının uygulanması da dahil olmak üzere, katılımın siyasi kriterlerine saygı gösterme noktasındaki taahhüdünü vurguladım. Kazanımlardan geriye dönüş olmaması ve yargının ayırım ya da tercih gözetmeksizin şeffaf ve tarafsız bir şekilde faaliyet göstermesinin temin edilmesi önemlidir, bu hususta Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki diyaloğun artmasından memnuniyet duyarım.

Kürt sorunuyla ilgili barış sürecini de ele aldık; Güney Doğudaki şiddeti sona erdirmek ve Türkiye’ye barışı getirmek amacıyla sarf edilen çabaları devam ettirmesi için Başbakanı teşvik ettim. Çok sayıda insanın yaşamına mal olan bu uzlaşmazlığın çözüme kavuşturulması bağlamında bu, bir nesildir elde edilen en iyi fırsat. Avrupa Birliği bu çabaları tümüyle desteklemekte olup olabilen her türlü desteği vermeye de hazırıdır.

Başbakanla Kıbrıs konusunda derhal kapsamlı bir çözüm bulunması hususunda da görüş birliği içindeyiz. Bu hepimizin menfaatinedir; tarafları en kısa zamanda çözüm görüşmelerine yeniden başlamaları yönünde teşvik ediyoruz.

Avrupa açısından Türkiye dış politika ve güvenlik sahasında kilit bir müttefiktir. Bugün başta Suriye’deki kriz ve siyasi çözüme duyulan acil ihtiyaç olmak üzere, ortak komşuluk bölgemizde artan dış politika işbirliğimizi ele aldık. Ülkede ve çevre bölgelerde hüküm süren vahim insani durumum yol açtığı endişelerimizi paylaştık. Avrupa Birliği, Suriye krizine yönelik insani destek bağlamında en büyük donör olmayı sürdürmektedir; bununla birlikte, kriz dolayısıyla ülkeden kaçanlara yönelik olarak Türkiye tarafından sağlanan ciddi insani destek dolayısıyla da kendilerini takdir ettiğimi ifade ettim. Her ikimiz de yarın Montrö’de düzenlenecek toplantının, barışçıl çözüme doğru ilerlemenin sağlanabileceği bir süreci başlatmasını umut ediyoruz.

İzninizle Başbakan Erdoğan’a bir kez daha ziyareti için teşekkür etmek istiyorum. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkileri güçlendirmek üzere ortak değerler temelinde verimli bir işbirliğinin devamını sabırsızlıkla bekliyorum.