Türkiye Başbakanı Erdoğan ile Görüşmesinin Ardından Başkan Barroso’nun Yaptığı Açıklama

22.01.2014

Brüksel, 21 Ocak 2014

Tünaydın,

Başbakan Erdoğan’a Brüksel’e hoş geldiniz demek isterim.

Aslında günün erken saatlerinde kendisiyle Avrupa Komisyonu’nda bir araya gelerek başta ikili ilişkilerimizin durumu olmak üzere uluslararası ve bölgesel bir takım hususları ele aldık. AB ve Türkiye yakın müttefiklerdir; hali hazırda, ticaret ve gümrükten siyasi diyaloga; enerjiden terörle mücadele sahasında işbirliğine uzanan geniş yelpazede, her iki taraf için verimli ve faydalı ortaklığımızı sürdürmemiz ve derinleştirmemiz, kesinlikle kritik öneme haizdir. 

İzninizle, bu ilişkilerin önemini gösteren sadece bir rakamı ifade etmek istiyorum: Çok dinamik ticari ilişkilerimizin yanı sıra, Türkiye’ye yönelik yatırımların %75’ten fazlası Avrupa Birliği menşeilidir. Bu da bizlere ekonomik --ve umut ediyorum ki aynı şekilde siyasi-- açıdan ne kadar yakın olduğumuzu göstermektedir.

Geride bıraktığımız sene içinde hem Komisyon hem de Türk Hükümeti, katılım müzakerelerine yeni bir ivme kazandırmak amacıyla kilit roller oynadı: üç yılın ardından açılan ilk fasıl, Bölgesel Politika başlıklı 22. Fasıl oldu; geri kabul anlaşması imzalandı ve sadece Türk vatandaşları açısından değil, her iki taraf açısından da önemli faydalar sağlayacak olan vize diyalogunda önemli bir ilerleme kaydedildi. Tüm bunlar ilerleme yönünde duyulan arzunun bir göstergesidir.

İşte tam olarak da ilişkilerimizin taşıdığı bu karşılıklı önem ve büyük potansiyel sebebiyle Türkiye’de meydana gelen son gelişmeler dolayısıyla, tıpkı AB’deki diğer birçoğu gibi, biz de endişe duyuyoruz.

Gelişmeleri yakından takip ediyoruz; bugün dürüst bir arkadaş ve ortak olarak Avrupa’nın endişelerini Başbakan Erdoğan’a aktardım. Bugün Türkiye’de tam olarak neler olup bittiğine dair görüşlerimi paylaştım. Bu görüşmeden büyük bir memnuniyet duydum; çünkü Başbakan Erdoğan, çok dürüst ve açık bir şekilde tüm konulara değinerek hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı ve genel anlamıyla güçler ayrılığı [ilkelerine] tam anlamıyla riayet edileceğine dair bize güvence verdi.

Demokrasinin temel ilkeleri olduğuna inandığım bu ilkelerin her şeyden önce Türkiye’nin kendi ulusal siyasi ve ekonomik menfaatlerine olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu ilkeler AB’ye katılım müzakereleri açısından Kopenhag kriterlerinin de merkezinde yer alan ve büyük önem taşıyan unsurlardır.

Bu nedenle Türkiye Hükümeti'nin dile getirdiğimiz hususları ivedilikle çözüme kavuşturacağına inanıyorum. Yapısal reformların her zaman sorunsuz işlemeyen, zorlu bir süreç olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin hâlihazırda karşı karşıya bulunduğu bazı meselelerin ne kazar zorlu olduğunun farkındayız ancak Türkiye'nin yalnız olmadığını net biçimde ifade etmek isterim. Bu konulardaki deneyimlerimizle, Başbakan sizlere destek vermeye hazırız. 

Bugün ayrıca verimli ticari ilişkilerimizi nasıl derinleştirebileceğimiz gibi başka meseleleri de görüştük. Bu vesileyle Başbakan'ın, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Paketi'ne ilişkin sorularını yanıtladım.  

Yurttaşlarımız için son derece önemli olan mobilite ve vize konularıyla ilgili olarak, Türkiye'nin geçen Aralık ayında Geri Kabul Anlaşması'nı imzalama kararını memnuniyetle karşıladım. Buna cevaben Komisyon da Aralık ayında Türkiye ile vize serbestisi diyaloğu başlatabilecektir. Bundan sonra, gelişmeleri takip etmemiz gerekiyor. Türk vatandaşları için vizelerin kaldırılması sürecinin hızla tamamlanmasını umuyorum. Ancak bu yalnızca Avrupa Birliği'nin iyi niyetine değil aynı zamanda Türkiye'nin gerekli reformları uygulama hızına da bağlıdır.      

Görüşmemiz esnasında enerji alanında artmakta olan ilişkilerimize değinerek, her iki tarafın da enerji tedariğini çeşitlendirmek üzere Güney Gaz Koridoru'nun hızla hayata geçirilmesinin açık şekilde karşılıklı menfaatimize hizmet edeceğini dile getirdik. Nitekim, Türkiye enerji alanında Avrupa Birliği'nin zaten son derece önemli bir ortağı konumundadır ve bölge genelinde daha büyük bir enerji merkezi olabilme potansiyeline sahip olduğunu düşünüyorum. Bu alanda birlikte çalışmakla yakından ilgileniyoruz. Türkiye'ye bu alandaki yapıcı yaklaşımından ötürü bir kez daha teşekkürlerimi sunarım.      

Bunların yanı sıra, Kıbrıs meselesine acilen kapsamlı bir çözüm bulunması gerektiği konusunda görüş birliğine vardık. Bu ortak menfaatimizedir ve bu alanda atılacak kararlı bir adım şüphesiz Türkiye'nin Avrupa Birliği ile daha kapsamlı ilişkilerinde ilerleme kaydetmesine imkan verecektir. Bu alanda kaydedilecek ilerleme büyük önem taşımaktadır. Bu mesajı Kıbrıs'taki taraflara da iletmekteyiz.   

Son olarak, devam etmekte olan Suriye kriziyle, ağır çekimde ilerleyen bu vahim trajediyle ilgili, bir an evvel siyasi bir çözüm bulunması gerektiği hususunda görüş birliğine vardık. Bu çerçevede, yalnızca mültecilere değil, krizde en büyük donör olarak rolümüzü yerine getirmemize yardımcı olan Avrupa Birliği'nin kriz müdahale personeline de ev sahipliği yapmak için gösterdiği büyük çabalardan ötürü Türkiye'ye bir kez daha takdirlerimi sunarım.    

Başbakan Erdoğan,

Daha önce ifade ettiğim gibi; güçlü ve derinleşen ilişkilerimiz gelecekteki ortak menfaatlerimizi yansıtmaktadır. Hem Avrupa Birliği hem de Türkiye'nin bu durumun gayet farkında olduğunu düşünüyorum. Başbakan'ın bu müzakereleri ve beraberinde kritik önemdeki reformları sürdürme konusundaki kişisel kararlılığını teyit etmekten memnuniyet duyuyorum. Diyaloğumuzun devam etmesini temenni ediyorum.    

Teşekkür ederim.